Advert
Advert

İlmi siyaset mi? İlmi kurnazlık mı?

Yayınlanma Tarihi : Google News
İlmi siyaset mi? İlmi kurnazlık mı?
Advert
Geçtiğimiz günlerde Meclis çatısı altında yankılanan o buz gibi cevabı hatırlayın: “Utanmıyoruz, ne olacak?” Bu cümle, sadece bir siyasi polemik değil; bu toprakların bin yıllık "siyaset" anlayışının, etik değerleri nasıl öğüttüğünün bir itirafıdır aslında. bizde siyaset, "ahlak" üzerine değil, "kurnazlık" üzerine kurulu. "Kitabına uydurmak", "işini bilmek" ve "ilm-i siyaset" adı altında pazarlanan bu kurnazlık, bugün asgari ücretliyi açlık sınırının altında bir hayata mahkûm ederken karşımıza dikiliyor. Toplum olarak hala "politik bir rüşt" kazanamadık. Sürekli bir "Baba", bir "Çoban", bir "Karizma" peşindeyiz. Bu "baş" arayışı, sorumluluk almayı engellerken; "Baş, başa bağlıdır; baş da Allah’a" diyerek adaletsizliği kadere havale etmemize neden oluyor. İşte tam da bu yüzden; Çalışma Bakanı çıkıp 2026 yılı için açlık sınırının altında bir rakamı (28.075,50 TL) açıklarken yüzü kızarmıyor. Çünkü biliyor ki; toplum "devlet babadan" gelen her şeyi sineye çekmeye, muhalefet sadece kürsüden bağırmaya, sendikalar ise "masadaki sessiz suç ortaklığına" alışmış. Ganimet Ekonomisinden "50 Kuruşluk" Ayıba 1980 öncesinin o kıtlık ama haysiyet dolu günlerini hatırlayın. Ayakkabı boyayan, simit satan çocuklar, inşaatta çalışan ama "ruhunu şeytana satmayan" insanların dönemidir. "Ayağını yorganına göre uzatmak" bir erdemdi. Peki bugün? Merhum Özal ile başlayan "Benim vatandaşım işini bilir" pragmatizmi, üretimi öldürüp rantı kutsadı. Kendi halkını "yağma" nesnesi gören bir "Ganimet Ekonomisi"ne geçtik. Devletin elindeki KİT'leri satanlar, şimdi işçinin sofrasındaki zeytini, çocuğunun çantasındaki ekmeği "dezenflasyon" adı altında geri alıyor. Açıklanan rakamdaki o "50 kuruş" var ya; işte o, bu sistemin trajikomik bir imzasıdır. Bir zamanlar "Halka hizmet, Hakka hizmettir" diyen muhafazakâr gelenek, bugün o 50 kuruşluk artışın hesabını yaparken vicdanını cüzdanına sığdırmış görünüyor. Sendikal Felç ve Muhalefet Yanılsaması Sadece iktidar mı? Hayır. Bu "utanmıyoruz" korosuna, asgari ücret masasında oturup işçinin hakkını meydanlarda haykırmak yerine koltuğunu koruyan sendikalar da dahildir. Ve tabii ki; bu sefalet ücretine karşı toplumsal bir direnç örgütleyemeyen, sadece "seçim sandığını bekleyin" diyen muhalefet de bu çürümenin bir parçasıdır. Sonuç: Ya Vicdan, Ya Cehennem Prof. İlhami Güler "Bizi ancak bir Tanrı (Allah-Rahman) ve O’nun insana üflediği Ruh/Vicdan kurtarabilir" diyor. Eğer siyaset bir "dava" olmaktan çıkıp sadece bir "kazanç kapısı" haline gelmişse; eğer "balık baştan kokmuşsa", toplumun geri kalanı da bu kokuya alışmış demektir. Bugün asgari ücretliyi açlığa mahkûm edip "ezdirmedik" demek, sadece bir yalan değil; aynı zamanda İlhami Hoca’nın hatırlattığı o Kur’anî uyarıya (39/71) davetiye çıkarmaktır. Halkın sofrasındaki yangını söndüremeyenler, "ar damarı" çatlamış bir siyasetin içinde debelenmeye devam edebilirler. Ama unutmasınlar ki; liyakati mülakatla, rızkı kurnazlıkla çalanların gideceği yol bellidir. Siz "utanmıyor" olabilirsiniz; ama tarih, o 50 kuruşluk vicdanınızı asla unutmayacak.
begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Advert

Yorum Gönder

Yorumlar