Advert
Advert

Fay hatları gergin, Sakarya gevşek! Deprem gerçeği unutuldu mu?

Yayınlanma Tarihi : Google News
Fay hatları gergin, Sakarya gevşek! Deprem gerçeği unutuldu mu?
Advert
Sakarya, 17 Ağustos 1999 sabahına bir enkazın ortasında uyanmıştı. O gece yitirilen canların çığlığı hâlâ bu şehrin duvarlarında yankılanıyor. Ama zaman geçtikçe o acı, o ders, o farkındalık silinmeye başladı. Bugün sorulması gereken tek bir soru var: Deprem gerçeğini unuttuk mu? O kara geceden sonra sözler verilmişti: Bir daha asla aynı acı yaşanmayacaktı. Güvenli konutlar yapılacak, sağlam temeller atılacak, denetimler sıkı tutulacaktı. Fakat yıllar geçti, vaatler unutuldu, kâr hırsı yeniden yön verdi şehirleşmeye. Sakarya, Türkiye’nin en aktif fay hatlarından birinin üzerinde olmasına rağmen, beton her yerde yükseliyor. Ama yükselen her bina, güvenli bir yuva değil; bazen yeni bir riskin habercisi oluyor. Serdivan’da, Erenler’de, Adapazarı merkezde yükselen modern binalara baktığımızda, mühendisliğin değil estetiğin konuştuğunu görüyoruz. Zemin etüdü yerine hız, denetim yerine çıkar, bilimsellik yerine imar rantı öne çıkıyor. Oysa Sakarya Ovası’nın altı hâlâ yumuşak, hâlâ tehlikeli. Toprak sabırla bekliyor — tıpkı 1999 öncesi gibi. Türkiye son yıllarda bize defalarca uyarı verdi. Elazığ sallandı, İzmir yıkıldı, Düzce yeniden hatırlattı, Kahramanmaraş’ta on binlerce can gitti. Her deprem sonrası aynı cümleleri duyduk: “Ders çıkaracağız, unutmamalıyız.” Ama birkaç ay geçmeden yine unuttuk. Her deprem bir öncekini hatırlatıyor ama asıl mesajı hâlâ anlamıyoruz: Sıra Sakarya’ya geliyor. Çünkü fay hattı yerinde duruyor, doğa unutmaz. Unutan biziz. Şehirde afet bilinci neredeyse yok. Toplanma alanlarının çoğu AVM ya da otopark olmuş. Mahallelerde afet konteyneri göremez olduk. Tatbikatlar kâğıt üzerinde kalıyor, insanlar “deprem çantasını” bile hatırlamıyor. Oysa 1999’un acısını en iyi biz biliriz. Bu şehir, acının bedelini canıyla ödedi. Şimdi aynı hatayı bir daha yapmaya hakkımız yok. Depremi engellemek mümkün değil ama yıkımı önlemek bizim elimizde. Belediyeler, mühendis odaları, müteahhitler ve vatandaşlar; herkesin omzunda bu sorumluluk var. Ev alırken boyaya değil kolona, manzaraya değil zemine bakmayı öğrenmeliyiz. Sakarya’da artık “hızlı inşaat” değil, “güvenli yaşam” anlayışı yerleşmeli. Unutmayalım: Yıkılan binalar yeniden yapılır, ama kaybedilen canlar bir daha geri dönmez. Bugün unuttuğumuz her ayrıntı, yarın bize mezar olur. Sakarya, sessizce bekleyen bir fay hattının üzerinde. Ve eğer dersimizi hâlâ almadıysak... Ne yazık ki, sıra bize geliyor. Bu satırlar bir korku değil, bir uyarıdır. Sakarya Üniversitesi’nin bilim insanları, belediyelerin planlamacıları, AFAD’ın uzmanları, inşaat mühendisleri, müteahhitler ve her bir yurttaş elini taşın altına koymak zorunda. Çünkü bir şehir, ancak birlikte hareket ederse ayakta kalır. Sakarya’nın kaderi, fay hattının değil; bizim bilinçli tercihlerimizin ellerindedir.
begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Advert

Yorum Gönder

Yorumlar