Sakaryaspor zaten çok zor bir süreçten geçiyor. Yönetim istifa etmiş, teknik direktörle yollar ayılmış, seyirci maça gelmiyor, her şey üst üste gelmişken, bu kadar olumsuzluğun içinde kendi sahasında Manisa'ya yenilmesi kabul edilir bir şey olamaz.
Bu mağlubiyet tabelada yazan iki golle açıklanamaz. Bu, sahada kaybedilen bir maçtan çok daha fazlasıdır. Bu, karakter kaybının, aidiyet eksikliğinin ve yanlış ısrarların ağır bir faturasını yansıtmaktadır.
Nereden tutsak elimizde kalıyor
Maçın hemen başında inanılmaz hata sonucu gelen gol mü dersiniz, yoksa Salih’in kontrolsüz ve gereksiz faul sonrası gördüğü kırmızı kart mı? Elbette bunların hepsi büyük hatalar. Ancak asıl mesele bireysel hatalardan da öte…
Asıl sorun, Sakaryaspor gibi köklü bir kulübün formasını terleten oyuncuların vurdum duymazlığıdır.
Son tahlilde bu sporcuların tamamı profesyonel insanlar. Hiçbiri hayrına bu kulübün formasını terletmiyor. Hepsinin kendine göre bir kariyeri var.
Ama bu kadar duyarsız olmaları sporcu kimliğiyle bağdaşmaz. İnsan biraz yaşananlardan ders çıkartır.
Bir takım bu kadar mı ruhsuz olur?
Bir oyuncu grubu, giydiği formaya bu kadar mı yabancılaşır?
Sahada ne plan vardı, ne direnç!
Sahada göze batan tek bir futbolcu yoktu. Maça konsantrasyon eksikliğiyle başlandı, hatalar zincirleme şekilde geldi. Baskı yoktu, geri dönüş yoktu, mücadele yoktu. Aynı profile sahip, ağır, tepkisiz ve oyuna etki edemeyen oyuncularla bu maçın kazanılması zaten mümkün değildi.
Son haftalara bakıldığında tablo son derece net. Hatay maçı ilk sinyali verdi, Çorum maçında tehlike büyüdü, Manisa karşısında ise gerçek tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Bu takım futbol olarak değil, zihinsel olarak düşme hattında. Geriye gidiyor, direnemiyor, reaksiyon veremiyor.
Yetenek, taktik, fizik… Ama önce karakter!
Futbolda yetenek önemlidir. Taktik önemlidir. Fiziksel yeterlilik elbette gereklidir.
Ama hepsinden önce karakter gelir.
Baskı altında nasıl davrandığın…Takım arkadaşına nasıl destek olduğun…
Başarısızlıkla ve başarıyla nasıl başa çıktığın…
Güçlü karakter üzerine kurulan takımlar uzun ömürlü olur. Sakin kalırlar, birlikte kalırlar, zor zamanlarda dağılmazlar. Sakaryaspor’un bugün en büyük eksiği tam olarak budur.
Yanlış diziliş, yanlış ısrarlar
Bu kadar kritik bir maçta 4-4-2 dizilişiyle sahaya çıkmak bir hata değil, felaketin başlangıcıdır. Düşme hattında olan, orta sahası ağır, kenarları savunmaya dönmeyen, iki santrforu da pres yapmayan, ş,ddetle puana ihtiyacı olan bir takım bu dizilişi oynayamaz.
İlk golde bizim santrforumuz topu uzaklaştırmazken, rakipte henüz 16 yaşındaki Ada’nın agresif davranıp golü atması tesadüf değildir. Aradaki fark tam olarak budur: İstek, konsantrasyon ve cesaret.
Salih’in anlamsız kırmızı kartı, Emre Demir’in talihsiz sakatlığı… 10 kişi kaldıktan sonra sahadaki görüntü ise tam anlamıyla teslimiyetti. Manisa FK daha atletik, daha diri, daha inançlıydı. Ne oynadığını biliyorlardı. Biz ise kimden ne alacağımızı, kimin ne oynadığını dahi bilmiyorduk.
Israrın bedelini Sakaryaspor ödüyor
Haftalardır formsuz olan Serkan, Burak Altıparmak ve Zwolinski bu takımda nasıl hala forma giyiyor? Israrla aynı oıyunculara şans verilmesi! Bu sorunun cevabını kim verecek?
Açık konuşalım: Zwolinski bu takımın seviyesinde değil. Ağır, etkisiz ve katkısız. Sakaryaspor’a sahada neredeyse hiçbir şey katmıyor. Bu transferi yapanlar, kulübe ciddi zarar vermiştir.
Altıparmak da benzer şekilde temposuz, üretken olmayan sıradan bir orta saha görüntüsünde. Israrla oynatılmasının bu takıma ne kaybettirdiğini herkes görüyor.
Buna karşın Alparslan Demir… Oyuna girdikten sonra tek bir pas hatası yapmadan maçı tamamladı. Bu bir tesadüf değil. Altyapıdan gelen, bu şehrin çocukları sahaya çıktığında formanın ağırlığını biliyor, sorumluluk alıyor. En azından kendi çocuklarımıza daha fazla vakit vermek çok daha doğru olur.
Ya karakter, ya çöküş!
Sakaryaspor’u zor günler bekliyor. Bu takıma acilen dinamizm, psikolojik destek, takım olma bilinci, birlikte hareket etme kültürü, sonuca değil oyuna ve mücadeleye odaklanma, heyecan ve aidiyet duygusu aşılanmalıdır.
Aksi hâlde sorun sadece puan tablosu olmayacak. Kimliğimizi de kaybedeceğiz.
Sakaryaspor büyük bir camiadır.
Ama büyük kulüpler, karakterli oyuncularla ayakta kalır.
Ve bugün Sakaryaspor’un en çok ihtiyacı olan şey yeniden karakterli bir takım olmaktır.
Umarım en yakın zamanda gereken önlem alınır!
Yorumlar